1.06.2007

Faruk Bal

Acıtsa da…

Yakında n’apılır bilmiyorum
Bir elma canın çekse yiyebilirsin
Oturabilirsin ağacın gölgesinde
Rüzgâra sarılırsın uzaklara gitmek için
Yakınlar bensiz ne yapar bilemiyorum

Yakınlıklar nedir, anlamıyorum
göğe baksan, gürültünün çeliği
arabanın tekerlerine diksen gözlerini
Yol burada. Ben hep yol oluyorum
olanaksıza, o kent uğultularına
sessizliği ben ekliyorum

Çapraşık yürüyorlar, bakakalıyorum
deniyorum böyle yürümeyi ben de
ayaklarıma dolanıyor dikenli, naylon şeyler
anlamak için eğiliyorum eğiliyorum
söylenen her söz anlaşılmaz oluyor.
orada desem de yakın sayılır
çocukların gülüşlerine kan sepiliyor

Bir gülüş bu kadar kanlı gösterilir mi
bulutlar artık uçurtma açmıyor
öğlenin sıcak dinginliği sanıyor insan
değil. petrol kuyularından olabilir diyorsun
değil.
o çocuklar için düşlemiştim bu kirazları, böğürtlenleri
onlar kanı yakıştırıyor.

Yola bakıyorum
nehre, balıklara, o güzel şairlere
özlüyorum o dağ çileklerini de, sevenlerini de
yağmurla olmak yoruyor
kalmak yoruyor
yeşiller arıyorum kışın eşiğinde
yakınlar bakılınca üşütüyor
uzakları sarıyorum bakışlarıma

acıtsa da ısınıyorum...

Hiç yorum yok: