28.07.2009

s. zeynep karadağ

Telvin

Şahavanka'ya

kapatınca şehir ışıklarını
dizinde yorgun evler uyuyup
esmerdir usulca çekilir gecenin sürgüsü
yarım kalan bir dudak kendine bükülür

sen şeytana uyarsın uluorta
ben sana yürürüm arınmış günahlarımla
kör olur gözden çıkarırız dünyayı
anlık bir ölümü bölüşür iki ruh bir beden
ölürüz karanlık bir sokağın sonunda
ve uzak kadınların derinlerinde
kırılır aynalarım

suretim hiçlik
suretim bin parça kalabalık

üşüsem bilmez
ağlasam duymazsın
ısınmak için aşkı yakarım düşte
ve sarılır kendime uyurum susarsın

su deniz olur
deniz somurtkan adam
sabaha karşı iki sefil dize düşer
gizli bahçemdeki nar ağacından
tanelerini toplarım
bir adam
bir adam daha…

iğne deliğinde s/üzülür telvin
iki sessiz harf tanrının dilinde
başı öne düşen günahlar gibi
kara bir tendir hibe edilir
arınsın diye nar lekeli kadınlar

üzerimizde yağmur kuşları
nemli bir masal hiç inanmadığımız
adını sen koyarsın
rengini ben

boğulur su ve beden
ve hürmüz
ve Ehrimen

Hiç yorum yok: